www.geriatri.org

TÜRK GERİATRİ DERNEĞİ
ULUSAL YAŞLI HAFTASI (18-24 Mart)
BASIN BİLDİRİSİ-Ankara


Yaşlılık dönemi tanımlanırken biyolojik, sosyolojik, ekonomik ve kronolojik tanımlamalardan yararlanılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bu yaş grubu için kronolojik bir tanımlamayı tercih etmekte ve yaşlılık dönemini 65 yaş ve üzeri grup olarak kabul etmektedir. Yaşlılık dönemi Birleşmiş Milletler çalışmaları kapsamında 60 yaş ve üzeri grup olarak kabul edilmektedir.

Geriatrik (ya da yaşlı) nüfusun toplam nüfus içindeki payı dünyanın pek çok ülkesinde gün geçtikçe artmaktadır. 2000 yılında 605 milyon civarında olan 60 yaş ve üzeri nüfus 2025 yılında 1.2 milyara; 2050 yılında ise 2 milyara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Yaşlı nüfusa ilişkin bu artışı daha yakından algılanabilmesi için Çin örneği verilmektedir. 2020 yılında Çin'de 274 milyon 65 yaş ve üzeri nüfusun yaşayacağı tahmin edilmektedir. Bu nüfus, Amerika Birleşik Devletleri'nin bugünkü nüfusundan daha büyüktür. Yaşlılık dönemi de kendi içinde yaş gruplarına ayrılmıştır: 65-74 yaş arası nüfus, 75-84 yaş arası nüfus, 85 yaş ve üzeri nüfus. Dünyada 80 yaşın üzerindeki yaşlı nüfus artışı da gelecek yıllarda beklenmektedir.

Türkiye'de de beklenen yaşam süresinin artmasıyla birlikte 65 yaş ve üzeri nüfusun dünyada gözlenen değişimine benzer bir süreç yaşanmaktadır. 2003 yılı itibarıyla yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı %6,9 olmuştur. DPT tarafından hazırlanan raporlar; 2005 yılında 6.147.000 olan 60 yaş ve üzerindeki kişilerin sayısının, 2015 yılında 8.442.700, 2025 yılında ise 12.055.400 olacağını bildirmektedir. Türkiye'de hayatta kalma beklentisi 2005 yılı itibari ile 70.8 yıl iken, 2015 de 72.3 yıl, 2023 de ise 74.1 yıl olacağı ön görülmektedir. Bu verilerden hareketle, Türkiye'nin yaşlı nüfus açısından yakın gelecekte Avrupa'nın en kalabalık ülkesi olacağı ifade edilmektedir.

Yapılan farklı çalışmaların sonuçları yaşlıların 2/3 ü ile tamamı arasında değişen kısmının bir çeşit sağlık sorunu olduğu ortaya koymaktadır. Kas iskelet sistemi hastalıkları, kalp damar sistemi hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, süregen akciğer hastalıkları, kansızlık, idrar yolu iltihapları, bazı kanserler, kas ve eklem hastalıkları, görme ve işitme ile ilgili sorunlar, düşmeler yaşlılık döneminde sık görülen sağlık sorunları arasında yer alır. Bu hastalıkların oluşumunda bireysel faktörler ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığı bilinmektedir. Bedensel hastalıkların yanı sıra yaşlılıkla ilgili sosyal koşullar da olumsuz olabilmektedir. Yalnızlık, yaşlılara yapılan ayrımcılık, sağlık hizmetlerinden yararlanamama gibi durumlar yaşlı bireylerin karşılaştıkları diğer sorunlar arasında yer alır.

Ulusal yaşlılar haftası (18-24 Mart); bütün bu sorunların saptanması ve gereken çözümlerin yaratılması noktasında ilgili kişi ve kurumların kamuoyuna mesajlar verdiği bir dönemdir. Bu özel dönemde Türkiye'de yaşlı bireylerin toplumla bütünleşmesi, daha aktif ve yaşama bağlı kılınmaları amaçlanmakta, her platformda ilgili birey, kurum ve kuruluşları bir araya getiren çeşitli bilimsel, sosyal ve kültürel etkinliklerde sorunlara çözüm yolları aranmaktadır. Bu yıl da çeşitli etkinlikler yapılmaktadır. Türk Geriatri Derneği ve Türk Tabipleri Birliği ulusal yaşlılar haftası nedeniyle hekimlere yönelik bir "Geriatri Kursu" düzenlemiştir. Bu kursta sahada çalışan hekimlerin yaşlılık döneminde karşılaştıkları sağlık sorunları üzerinde durulmuş; bu sorunlara çözümler aranmıştır. Bu kapsamda verilen temel mesaj yaşlılık döneminde diğer yaş gruplarına göre daha sıklıkla görülen sağlık sorunlarının engellenmesi, sekellerin en aza indirilmesi hemen her yaş grubunda olduğu gibi bu dönemde de sağlığa bütüncül bir yaklaşım ile mümkün olabileceği olmuştur.

Yaşlı bireylere birinci basamakta sunulan hizmetler kapsamında dikkat edilmesi gereken bazı konular aşağıda sunulmuştur:
  • Günlük yaşam işlevleri (hareketlilik, toplum içinde yer sahibi olma, kendi işlerini yapabilme),
  • Ruhsal sağlık (bilişsel durum, psikiyatrik belirtiler),
  • Sosyal açıdan kendini iyi hissetme durumu ve sosyal ilişkilerdeki başarı durumu,
  • Kültürel olanaklardan yararlanabilme,
  • Fiziksel sağlık (kendini sağlıklı hissetme, bu dönem hastalıklarına özgü belirtiler ve tanı, sağlık hizmetini kullanma, kendine yetebilme)
  • Ekonomik koşulların durumu (gelir durumu, barınma olanakları, sağlık kurumuna ulaşabilirlik, mesafe, vb).
2002 yılında gerçekleşen "Uluslar arası Yaşlanma Asamblesi" sonrasında yayınlanan "Yaşlanma 2002-Uluslar arası Eylem Planı" nın amacı; "Her yerde insanların güvenli ve saygın bir şekilde yaşlanmalarını ve toplumlarında bütün haklara sahip birer vatandaş olarak yaşamaya devam etmelerini garanti etmek" şeklinde ifade edilmektedir.Dolayısı ile yaşlılık döneminin sağlıklı geçirilebilmesi için aktif yaşlanma kavramının gereklilikleri tamamlanmalıdır. Aktif yaşlanma aslında doğumdan ölüme kadar olan yaşam süresinin bütününü kapsamaktadır. Bu kavram ve program içinde yaşamın erken dönemlerinde alınan önlemlerle ileri yaşlarda beklenmeyen ve erken ölümlerin önlenmesi, kronik hastalıkları olan bireylerin hastalıklarına bağlı engellilik durumu yaşamamaları, bireylerin ileri yaşlarında da yaşamdan zevk alabilmeleri, yaşlı bireylerin toplumun sosyal, politik, ekonomik içerikli aktivitelerine katılabilmeleri, sağlık harcamalarının daha az maliyetli olması ve bu giderler için devletin sorumluluğunun sağlanmasıdır. Türkiye gerçekleri dorultusunda gerçekçi hareket planlarının oluşturuylması ve çözüm önerilerinin geliştirilebilmesi için, birinci basamak sağlık kurumlarında çalışan hekimlerin bölgelerinde bulunan yaşlı nüfusa dönük olarak çalışmalar yapmaları için gerekli olanaklar sağlanmalıdır.

Toynbee'nin ifade ettiği gibi "toplumun kalite ve dayanıklılığı yaşlı vatandaşlarına gösterilen özen ve saygı ile ölçülür".

Türk Geriatri Derneği Yönetim Kurulu adına,
Doç. Dr. Dilek ASLAN
Genel Sekreter


www.geriatri.org
info@geriatri.org